Türkiye-Suudi Arabistan Hicaz Demiryolu Projesi Yeniden Hayata Geçiyor
Osmanlı döneminin ünlü Hicaz Demiryolu, Türkiye ve Suudi Arabistan arasında imzalanan anlaşmayla yeniden inşa ediliyor. Önümüzdeki 3-4 yıl içinde tamamlanması hedeflenen proje, bölgesel ticaret ve stratejik dengeleri değiştirecek büyük bir ulaştırma altyapısı olarak görülüyor.

Türkiye ile Suudi Arabistan arasında yapılan anlaşmayla Osmanlı İmparatorluğu'nun 20. yüzyılın başında inşa ettiği Hicaz Demiryolu projesi yeniden hayata geçmek üzere. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 9 Haziran'da Riyad'ta imza atmıştır. Proje kapsamında Türkiye, Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan arasında bir demiryolu hattı oluşturulması planlanmaktadır. Hazırlanan plana göre Türkiye tarafında İslahiye-Kilis-Gaziantep bağlantısının mevcut olduğu, Suudi Arabistan tarafında ise sınır hattına kadar uzanan güzergâhın hazır bulunduğu belirtilmektedir. Yaklaşık 400 kilometrelik boşluğun Suriye ile Ürdün arasında kaldığı ifade edilmektedir.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde Sultan II. Abdülhamid tarafından tasarlanan Hicaz Demiryolu, İstanbul'dan başlayarak Şam, Amman, Ma'an, Tebük, Medain-i Salih ve Medine'ye kadar uzanan bir ağ oluşturmuştu. O dönemde yalnızca Türk ve Müslüman işçiler bu yolun inşasında çalışmıştı. Demiryolu, kutsal bölgeye giden hacılar için önemli bir ulaştırma aracı olmuş ve işletmesinin ilk yıllarında binlerce lira kar etmiştir. Ancak Birinci Dünya Savaşı'nın sonunda İngiltere'nin Arap isyanını desteklemesiyle demiryolu büyük ölçüde hasar görmüş, sonrasında Lawrence olarak bilinen Thomas Edward Lawrence gibi ajanlar tarafından sabotaj edilmiştir. Lawrence'in Arap işçilere demiryolundan söküp getirdikleri her bir ray için bir altın vereceğini vadetmesi, yolun ciddi ölçüde tahrip edilmesine neden olmuştur.
Tarihçiler ve sosyologlar, Hicaz Demiryolu'nun sadece bir ulaştırma projesi değil, aynı zamanda Osmanlı devletinin modernleşme gücü ve merkezî otoritesini göstermek amacıyla da yapıldığını belirtmektedir. Demiryolu güzergâhı üzerindeki Medain-i Salih istasyonu özel bir önem taşımaktadır. Bu bölge Kur'an'da geçen Peygamber Salih'in Semud kavmiyle yaşadığı yere yakındır. Rivayetlere göre demiryolu bu bölgeden geçerken çok hassas şekilde işlenmiş, tren tekerleklerine keçe sarılmış ve ses çıkmasını azaltma amacıyla sessizce geçilmiştir. Peygamber Efendimiz'in Tebük seferi sırasında bu bölgeyi ağlayarak geçtiği kaydedilmektedir.
Günümüzde yeniden hayata geçirilecek demiryolu projesinin stratejik ve ticari boyutu oldukça geniştir. Suez Kanalı ve Hürmüz Boğazı gibi kritik deniz geçişlerindeki olası tıkanıklıklar karşısında alternatif bir ticaret ve lojistik yolu oluşturması beklenmektedir. Proje kapsamında Halep-Şam aksı da kapsanacak ve savaşla yıkılan Suriye'nin yeniden bölgesel ticaretin merkezine yerleştirilmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca modern hızlı tren entegrasyonlarıyla hac ve umre trafiği kara ekseninde yeniden düzenlenebilecek, milyonlarca Müslüman hacı için daha ekonomik ve güvenli bir ulaştırma sağlanabilecektir.
Proje Türkiye ve Suudi Arabistan arasındaki diplomatik yakınlaşmayı sadece sözlü niyetlerden çıkararak maddi ve kalıcı taahhütlere dönüştürmektedir. Uluslararası basında projeye ilişkin haberler, bunun bölgesel dengeleri önemli ölçüde değiştirebileceğini vurgulamaktadır. Müslüman coğrafyasında fiili ortaklık örnekleri sunan bu proje, Birinci Dünya Savaşı'ndan kalma sabotaj ve ayrılık hatıralarının giderilmesinde de rol oynayabilecektir. Proje 2026 itibarıyla tamamlanması hedeflenmektedir ve bölge halkı için yeni ekonomik fırsatlar sunacağı değerlendirilmektedir.



