Yargıtay boşanma davasında "seni sevmiyorum" ifadesini kusur saydı
Yargıtay'ın bir kararında eşine "seni sevmiyorum" diyen kişinin kusurlu olduğu tespit edildi. Karar, evlilik içinde duygusal ifadelerin hukuki sonuçları hakkında tartışmalara yol açtı.

Yargıtay'ın son dönemde verdiği bir karar boşanma davalarının seyrine yeni bir açılım getirdi. Kararda, boşanma nedeni olarak gösterilen "seni sevmiyorum" ifadesinin maddi ve manevi zararı oluşturacak şekilde değerlendirildiği ortaya çıktı. Karar sonrası hukuk camiasında ve sosyal medyada geniş tartışmalar başladı. Konu hakkında açıklama yapan avukat Elvan Kılıç, davanın aslında basit bir boşanma sebebinden çok daha karmaşık olduğunu belirtmiştir. Avukatın anlatımına göre, karar sadece söylenen sözlere değil, belirli koşullara dayanmaktadır.
Kılıç'ın açıklamalarına göre, davanın kilit noktası hukuki açıdan boşanma sebebi olarak nitelendirilen davranışların yanında, evlilik birliğini oluşturan güven ve saygının bozulmasıdır. Yargıtay, dava dosyasında eşine "seni sevmiyorum" diyen tarafın bu ifadesinin kasıtlı ve istikrarlı biçimde, diğer tarafın ruh sağlığına zarar verme amacıyla söylendiği tespit etmiştir. Söz konusu ifadenin tek bir olay değil, uzun süren bir kusurlu davranış örüntüsünün parçası olduğu ortaya konulmuştur. Karar, sadece söz değil, ilgili kişinin bunu söyleme şekli ve tekrarlanmasına yönelik delillerle desteklenmiştir.
Avukat Kılıç, davanın seyrini belirleyen üçüncü kişi faktörünü da açıklamıştır. Dosyada çıkan belgelere ve tanık ifadelerine göre, boşanma talepinde bulunan kişinin başka biriyle ilişki kurması bu süreci hızlandırmıştır. Yargıtay'ın değerlendirmesinde, evli iken başka kişiye yönelik duygu ve ilginin eşe karşı söylenen "seni sevmiyorum" ifadesinin arkasında yattığı anlaşılmıştır. Bu durum, ifadenin basit bir duygu paylaşımı değil, ciddi kusurlu davranış olarak nitelendirilmesine zemin hazırlamıştır.
Kararın hukuki anlamı, boşanma davalarında sadece olayın kendisinin değil, bağlamının ve niyetin önem taşıdığını göstermektedir. Türk hukuku evliliğin bir sözleşme olduğu ve tarafların karşılıklı hakları bulunduğu ilkesine dayanmaktadır. Yargıtay, "seni sevmiyorum" ifadesinin bu sözleşmeye yönelik ihlal olup olmadığını, söyleyen kişinin niyeti ve davranış biçimi dikkate alarak değerlendirmiştir. Karar, evlilikte dürüst iletişim ile duyguları silah olarak kullanmak arasında ayırım yapmıştır.
Tartışmaların başlaması doğal olmakla birlikte, karar sadece bir kişinin duygularını söylediği için kusurlu sayılmadığını göstermektedir. Hukuk sistemi böyle hayati konularda her olayın özelliklerini, tarafların niyetlerini ve evliliğin genel durumunu değerlendirmektedir. Yargıtay'ın bu kararı, boşanma davalarında objektif kriterlerin uygulanması gerektiği mesajını vermektedir.



